ÖYT-YAKLAŞIMLAR,MODELLER,KURAMLAR

Öğretim Yöntem ve Teknikleri

YAPILANDIRMACILIK
Yapılandırmacılığın öncüleri Piaget, Dewey, Vygotsky ve Glasersfeld’dir. Öğrenci merkezli bir kuram olan yapılandırmacılıkta bilgi, bireyden bağımsız değildir. Bilgi, birey tarafından zihinde oluşturulur. Öğrenmede bireyin çevresiyle girdiği etkileşim ve yaşantılar önemlidir. Yeni öğrenilenler önceki öğrenmelerin üzerine inşa edilir. Herkesin öğrenme biçimi birbirinden farklıdır. Yapılandırmacılıkta bireyin ne öğreneceği yerine bireyin nasıl öğrendiği önemsenir.
Yapılandırmacı anlayışın temel özellikleri:
-Öncelikle temel kavramların öğrenilmesi önemlidir. Diğer kavramlar bu temel kavramlarla ilişkilendirilir. (Tümdengelim) Burada amaç, geleneksel eğitimde olduğu gibi pek çok konuyu yüzeysel olarak öğretmek değil, temel konular üzerinden öğrencilerin öğrenmeyi öğrenmesini sağlamaktır.
-Birincil bilgi kaynaklarının kullanımı teşvik edilir.
a) Birincil bilgi kaynakları: Öğrencinin kendi yaşantıları aracılığıyla öğrenmesine izin veren bilgi kaynaklarıdır. Deney, gözlem ve geziler aracılığıyla elde edilen veriler birincil bilgi kaynağına örnektir.
b) İkincil bilgi kaynakları: İkincil bilgi kaynakları başkaları tarafından düzenlenerek öğrenciye sunulan bilgileri içeren kaynaklardır. Kitap, CD, öğretmen vb. Yapılandırmacılıkta öncelik birincil bilgi kaynaklarında olmakla beraber gerektiğinde ikincil bilgi kaynaklarına da başvurulur.
-Öğrenme etkinliklerinde problem çözme, proje, işbirlikçi öğrenme, rol oynama, drama gibi etkinliklere ağırlık verilir.
-Her öğrenci, kendi öğrenmesinin sorumluluğunu taşır.
-Öğrenciler, öğrenme etkinlikleri sırasında ne kadar aktif olurlarsa o ölçüde kalıcı öğrenmeler gerçekleştirirler.
-Bireysel farklar dikkate alınır, demokratik ortam yaratmak önemlidir.
-Öğretmen ve öğrenciler kimi etkinliklerde birlikte öğrenirler.
-Öğrenciler süreç içerisinde soru sormaya, tahminde bulunmaya, denenceler oluşturmaya teşvik edilir.
-Diğer bilişsel kuramlar nesnelliği ön plana alırken yapılandırmacılık öznelliği temele alır.
-Değerlendirme sürecinde sadece ürün değil süreç de değerlendirilir. Değerlendirme öğretmen ve öğrenci tarafından birlikte yapılır. Öğrencilerin tüm etkinliklerini dikkate alan portfolyo, gözlem, görüşme, proje gibi ölçme araçları kullanılır.

ÇOKLU ZEKÂ KURAMI
Howard Gardner’a göre zekâ “bir problemi çözme veya farklı kültürel ortamlarda bir ürüne biçim verme yeteneği” olarak tanımlamıştır. Yani zekâ pek çok farklı alanda performans üretebilmek demektir. Her insan zekânın tüm boyutlarına az ya da çok sahip olarak dünyaya gelir. Zekâ eğitimle geliştirilebilir ve başkalarına öğretilebilir.
Gardner’ın bu yaklaşımından önce var olan ve zekâyı sadece dil ve matematik alanına hapseden algı, bu yaklaşımdan sonra tarihe karışmıştır.
Gardner 1983 yılında çoklu zekâ kuramı kapsamında sözel-dilsel, sosyal-kişiler arası, görsel-uzamsal, bedensel-devinişsel, müzikal-ritmik, mantıksal-matematiksel, içsel-öze dönük olmak üzere 7 farklı zekâ alanı tanımlamış 1996’da bunlara doğacı zekâyı eklemiştir.
Çoklu zekâ kuramına uygun olarak öğretme-öğrenme etkinliklerini gerçekleştirmek isteyen öğretmenlerin tüm zekâ alanlarına uygun etkinlikler planlaması, olabildiğince çok yöntem-teknik kullanması, mümkün olduğu kadar farklı araç-gereç ve materyaller kullanması önemlidir.
Çoklu zekâ kuramının temel ilkeleri:
-İnsanlar zekânın tüm boyutlarına sahip olarak dünyaya gelirler. Bunlardan bazıları diğer zekâ alanlarına göre baskındır.
-Tüm zekâ alanları tanımlanabilir ve eğitimle geliştirilebilir.
-Çok yönlü olsa da zekâ bir bütündür.
-Kültür, inançlar, kalıtım, tutumlar, bireysel alt yapı zekâ üzerinde etkilidir.
Çoklu zekâ kuramına göre zekânın boyutları:
Öze dönük-içsel zekâ: Bu zekâ alanına sahip kişiler hangi alanlarda güçlü, hangi alanlarda zayıf olduklarını iyi bilirler. Yalnız olmaktan hoşlanır, yalnız çalıştıklarında daha başarılı olurlar. Öz güvenleri yüksektir ve bağımsız olma eğilimleri vardır. Kendilerini açık ve net bir biçimde ifade edebilirler. Hayattaki amaçlarıyla ilgili belli bir fikirleri vardır.
Bir başka deyişle bu zekâ alanı kişinin kendisini iyi tanıması ve bu sayede çevreye daha kolay uyum sağlamasıdır.
Meslek grupları: Psikolog, din adamı, düşünür…
Sözel-dilsel zekâ: Bu zekâ alanına sahip kişilerin temel dil becerileri (okuma, dinleme, konuşma, yazma) gelişmiştir. Bu kişiler; kitap okumayı, yazmayı, dinleyerek öğrenmeyi severler. Konuşmaları düzgün ve akıcıdır. Kelime dağarcıkları oldukça geniştir. Sadece sözcükleri kullanarak, sözcüklerin ses ve anlam özelliklerinden yararlanarak espri yapabilirler. İsimleri, tarihleri vb. akıllarında tutabilirler.
Meslek grupları: Şair, yazar, öğretmen, siyasetçi…
Mantıksal-matematiksel zekâ: Bu zekâ alanına sahip kişiler sayılarla ilgili işlemleri başarıyla yapabilir, problemlere çözümler üretebilir, kavramlar arasındaki ilişkileri ayırt edebilir. Bu kişiler sınıflama, genelleme yapma, benzetme yapma, denence kurma gibi konularda da başarılıdır.
Olayların nasıl oluştuğunu merak etmek, bunlara dair sorular sormak, strateji gerektiren oyunlara (satranç gibi) meraklı olmak da bu kişilerin özellikleri arasında sayılabilir.
Meslek grupları: Matematikçi, muhasebeci, bilgisayar programcısı, mühendis…
Sosyal-kişiler arası zekâ: Bu zekâ alanına sahip kişiler insanlarla etkili iletişim kurarlar. Diğer insanların ruh hallerini, duygularını, niyetlerini, davranışlarını her ne amaçla olursa olsun (onlara yardım etmek, bir şey öğretmek, bir şey satmak ya da onları kandırmak) anlama ve yorumlama yeteneğine sahiptirler.
Yardımseverlik, liderlik, dışa dönüklük, empati (duygudaşlık), grupla çalışmayı sevme, çevresindekiler tarafından genellikle sevilme bu kişilerin belli başlı bazı özellikleri olarak sayılabilir.
Meslek grupları: Siyasetçi, öğretmen, doktor, pazarlamacı, psikolog…
Bedensel-devinişsel zekâ: Bu zekâ alanına sahip kişiler bedenlerini çok iyi kullanırlar, spor yapmaktan hoşlanırlar, taklit yetenekleri gelişmiştir, dans etmeyi severler, el göz koordinasyonları gelişmiştir, konuşurken el kol hareketlerini belirgin biçimde kullanırlar.
Uzun süre hareketsiz kalamamak, nesnelere dokunarak onları anlamaya ihtiyaç duymak, etkinliklere yaparak yaşayarak katılmak bu kişilerin diğer bazı özellikleri olarak sayılabilir.
Meslek grupları: Sporcu, dansçı, heykeltıraş, cerrah, teknisyen…
Müzikal-ritmik zekâ: Bu zekâ alanına sahip kişiler müzik dinlemekten, şarkı söylemekten, ritim tutmaktan hoşlanırlar. Bu kişilerde müzik kulağı gelişmiştir. Beste yapma ya da enstrüman çalma gibi yeteneklere sahiptirler. Bu kişilerde ayrıca müzik formlarını ayırt etme, yanlış basılan bir notayı fark etme gibi yetenekler de güçlüdür.
Meslek grupları: Şarkıcı, besteci, orkestra şefi…
Görsel-uzamsal zekâ: Bu zekâ alanına sahip kişiler resimlere, fotoğraflara ilgi duyar, sanatsal etkinliklerden hoşlanır, yönlerini rahatlıkla bulur ve sanat etkinliklerine katılmaktan hoşlanırlar. Bu kişiler nesneleri zihinlerinde üç boyutlu olarak canlandırabilirler.
Meslek grupları: Mimar, pilot, denizci, ressam, tasarımcı…
Doğacı zekâ: Bu zekâ alanına sahip kişiler hem hayvanları, bitkileri daha iyi tanır ve ayırt edebilir hem de tabiata, hayvanlara karşı daha duyarlı olurlar. Bu kişilerde çevre bilinci gelişmiştir, hayvan besleme eğilimleri vardır, doğada vakit geçirmekten hoşlanırlar, canlıların yaratılışı üzerine düşünürler.
Meslek grupları: Biyolog, veteriner hekimi, jeolog, ziraat mühendisi, botanikçi…
Çoklu zekâya dayalı ders tasarımı:
Çoklu zekâ kuramına göre değerlendirme sürecinde boşluk doldurma ve kısa cevaplı testler yeterli değildir. Bunun yerine, öğrencinin yüksek düzeyde düşünme becerilerini ortaya koyabileceği, öğrendiğini genelleyebileceği, içerikle yaşantılarını ilişkilendirebileceği ve bilgilerini yeni durumlarda kullanabileceği ortamlar yaratılarak değerlendirme yapılmalıdır. Bu amaçla kullanılabilecek en uygun değerlendirme aracı “öğrenci gelişim dosyası” yani “portfolyo”dur.
BEYİN TEMELLİ ÖĞRENME (BTÖ) (Hebb, Caine ve Caine)
Bu modele göre geleneksel eğitim sistemi beynin yapısını ve işleyişini göz ardı ettiği için insanları öğrenmekten çok ezberlemeye yönlendirmektedir. Beyin temelli öğrenme insan beyninin işlev ve yapısına dayanan, nörobilim ve bilişsel psikoloji ile bağlantılı bir öğrenme yaklaşımıdır.
Bu yaklaşıma göre bireyler anlamlı öğrenirler ve kendi bilgilerini yapılandırırlar. Her beyin tektir. Birey, öğrenme sürecine duyu organlarını kullanarak etkin katılmalıdır. Bu yaklaşım, öğretime gelişimsel ve sosyo-kültürel açıdan da bakan bütüncül bir yaklaşımdır.
Beyin temelli öğrenmenin temel ilkeleri:
-Öğrenme ile fizyoloji arasında sıkı bir ilişki vardır: Açlık, yorgunluk, uykusuzluk, ilaç kullanmak, stres vb. fizyolojik durumumuzu etkilediği kadar beynimizi ve öğrenmemizi de etkiler.
-Anlam arayışı doğuştandır: Öğrenilecek materyallerin anlamlı ve ilgi çekici olması gerekir. Öğrenmeler hayata ilişkin olduğu oranda anlamlı olacaktır. Anlamı araştırma örüntüler (anlamlı organizasyonlar, sınıflanmış bilgiler) yoluyla olduğundan öğrencilerin hayal kurması, problem çözmesi ve eleştirel düşünmesi için onlara imkânlar sağlanmalıdır.
-Beyin paralel bir işlemcidir: İnsan beyni aynı anda pek çok işlem yapabilir. Görüntüler, sesler, duygular; algılama, hatırlama süreçleri vs. beyin tarafından aynı anda işleme sokulur. Hiçbir yöntem ya da teknik insan beyninin bu yöndeki performansına yeterli gelmese bile öğretme-öğrenme süreçlerinde olabildiğince çok yöntem-tekniğe başvurulmalıdır.
-Örüntü oluşturmada duygular önemlidir: Duygular, bilgilerin saklanması ve hatırlanmasında önemli bir yere sahiptir. Bunun için öğrenme esnasındaki duygusal atmosfer olumlu olmalıdır.
-Beyin parça ve bütünleri eş zamanlı olarak işler: Beynin sol ve sağ yarım kürelerinin farklı işlevleri vardır. Sol yarım küre daha çok parçalar üzerine odaklanırken sağ yarım küre bütün üzerine odaklanır. Aynı zamanda bu yarım küreler ilgi alanlarımız açısından da önemlidir ve bununla birlikte beynimizin sağ ve sol yarım küreleri ayrılmaz biçimde etkileşim halindedir.
-Beyin hem dikkat ettiği bilgiyi hem de onun dışındaki çevreyi algılar: Beyin dikkat ettiği ve farkında olduğu uyarıcılarla birlikte onlar dışındaki çevreyi de algılar. Öğretme-öğrenme sürecinde öğretmen, öğrencilerin dikkat ettikleri şeylerin dışında kalan uyarıcıları da düzenlemelidir.
-Öğrenme bilinçli ve bilinçsiz süreçler içerir: Öğrendiklerimizin bazılarını bilinçli bazılarını da bilinçsiz olarak öğreniriz. Öğretme-öğrenme ortamları öğrencilerin bilinçsiz süreçlerden de yararlanabilecekleri şekilde tasarlanmalıdır.
-Uzamsal ve ezberleyerek öğrenme olmak üzere iki tür bellek sistemi vardır: Uzamsal belleğe kaydedilen bilgileri tekrar etmeye gerek yoktur. (Kahvaltıda ne yediğimiz gibi) Ancak ezberlenerek öğrenilenler tekrar edilmediğinde bu bilgileri hatırlamak zorlaşır. Bu yüzden derslerde, olgular ve becerilerin uzamsal bellekte saklanmasına uygun (drama, gösteri gibi) etkinlikler kullanılmalıdır.
-Öğrenme teşvikle artar, korkuyla azalır: Eğitim-öğretim, tehdit ve korku içermeyen ortamlarda gerçekleşmelidir. Bir miktar zorlama öğrenmeye olumlu katkı sağlasa da korku ve tehdit, öğrenmeyi olumsuz etkiler.
-Her beyin tektir: Her beyin, parmak izi gibi, kişiye özgüdür. Her birey farklı algılar, hatırlar, düşünür, hisseder. Bu bireysel farklılık dikkate alınmalı ve öğretme-öğrenme süreçlerinde olabildiğince farklı yöntem-teknikler kullanılmalıdır.
İŞBİRLİKLİ ÖĞRENME
İşbirlikli öğrenme; öğrencilerin küçük gruplar halinde, ortak bir amaç doğrultusunda, birbirlerinden öğrenerek çalışmaları esasına dayanır. Vygotsky ve Dewey, önemli savunucularındandır.
İşbirlikli öğrenme metodunda başarılı öğrencilerin başarısız olanlara yardım etmesi önemli bir yer tutar. Çünkü grubun başarısı her üyenin kendi sorumluluğunu yerine getirmesine bağlıdır.
İşbirlikli öğrenmede grupların heterojen (yetenek, cinsiyet, öğrenme hızı, başarı düzeyi, kişisel özellikler açısından farklılık) olarak oluşturulması gerekir. Bu, geleneksel küme çalışmalarında pek gözetilen bir özellik değildir. Heterojen gruplarda öğrencilerin birbirlerinden öğrenme imkânları ve ihtimalleri çok yüksek iken homojen gruplarda bu ihtimal çok düşüktür.

İşbirlikli öğrenme için gerekli koşullar:
Olumlu bağlılık: Grubu oluşturan her bireyin diğer bireylerin öğrenmesinden de sorumlu olduğunun bilincinde olması etkili bir iş birliğinin temelidir. Ortak başarı için öğrencilerin, başarıyı birlikte elde edeceklerine inanmaları gerekir. Bir bireyin başarısı grubu olumlu etkilerken başarısızlığı da olumsuz etkileyecektir. Bunun bilincinde olan öğrenciler birbirleriyle en üst düzeyde yardımlaşırlar.
Yüz yüze etkileşim: Öğrencilerin birbirini desteklemesi, birbirine yardımcı olması ancak yüz yüze etkileşimle mümkündür. Bunun için oturma düzeni öğrencilerin birbirini en rahat görebileceği şekilde ayarlanmalıdır.
Bireysel sorumluluk: Grubun başarısının temel şartı grup üyelerinin her birinin, üzerine düşen görevi yerine getirmesidir. Aksi durumlarda grup üyelerinden bazılarının emek vermesi, gayret etmesi; bazılarınınsa bu emeği sömürmesi, hazıra konması durumu ortaya çıkacaktır. Bu da grupta sorunların çıkmasına neden olur. Bu yüzden grup üyelerinin her biri önce kendi sorumluluklarını yerine getirmek sonra da ihtiyaç duyan arkadaşına yardım etmekle yükümlüdür.
Sosyal beceriler: Sadece akademik konular değil başkalarına güven, uzlaşma, iletişim, saygı gibi sosyal becerilerin öğrenilmesi de gereklidir. Bunun için öğrencilerin; birbirlerini tanımaları ve birbirlerine güvenmeleri, açık biçimde iletişime girmeleri, birbirlerini kabul etmeleri ve gerektiğinde savunmaları, aralarındaki uyuşmazlıkları etkili bir biçimde çözmeleri gerekir.
Grubun kendini değerlendirmesi: Grup üyelerinden her birinin, kendi üzerine düşen sorumluluğu ne ölçüde yerine getirdiğini değerlendirmesi ve böylece grubun amaçlarını ne ölçüde gerçekleştirdiğinin değerlendirmesinin sağlanması gerekir.
Eşit başarı fırsatı: Öğrencilerin başarılı olmak için eşit fırsatlara, imkânlara sahip olması; başarı düzeylerine bakılmaksızın tüm öğrencilerin gayret etmesi ve her öğrencinin katkısının değerlendirilmesi demektir.
Ortak ürün / grup ödülü: İşbirlikli öğrenme öğrencilerin grup amaçları doğrultusunda ortak bir grup ürünü ortaya koymalarını gerektirir. Grup, ortak amacına ulaştığında her üye aynı ödülü alır.
İşbirlikli öğrenmenin etkili kullanım ilkeleri:
-Heterojen (yetenek, cinsiyet, öğrenme hızı, başarı düzeyi, kişisel özellikler açısından farklı) gruplar oluşturulmalıdır.
-Grup içerisinde rekabet yoktur. Yarışma sadece gruplar arasındadır ve bu rekabetin derinleşmemesi için tedbirler alınmalıdır.
-Başarı da başarısızlık da bireye değil gruba aittir.
-Grup üyelerinin sayısı yapılacak etkinliklere göre değişmekle beraber ideal grup 2-6 kişiden oluşur.
-Liderlik, grup üyeleri arasında paylaşılmıştır.
-Öğrencilere akademik kazanımlar yanında sosyal beceriler de kazandırılmaya çalışılmalıdır.
-Öğrencilerin gruplarına olan her düzeydeki katkısı değerlendirilmelidir.
-Öğrenciler kendi ilerlemelerini değerlendirebilmeli, diğerlerinin ilerlemeleri hakkında onlara dönütler verebilmelidir.

İşbirliğine dayalı öğretim teknikleri:
Ayrılıp birleşme tekniği (Jigsaw):
-İşlenen konu bölümlere ayrılır.
-Her bir grup üyesi bir bölümün uzmanı olarak görevlendirilir.
-Diğer gruplarda da aynı şekilde belirlenmiş olan aynı bölümün uzmanları bir araya gelerek uzmanlık grupları oluşturur.
-Aynı bölümün uzmanları birlikte çalışarak bilgilerini derinleştirir, bildiklerini birbirlerine iyice öğretirler.
-Daha sonra herkes kendi grubuna döner ve öğrendiklerini kendi grubundaki arkadaşlarına öğretir.
-Tüm gruplar, tüm konulardan sınava tâbi tutulur.
-Sonuçlar bireysel olarak puanlanır, grup puanı olarak da ayrıca hesaplanır.
Takım-oyun-turnuva:
-Haftalık turnuvalar düzenlenir.
-Her grup birlikte çalışarak turnuvaya katılacak üyeleri hazırlar.
-Öğrenciler turnuvalarda yarışır. Yarışan her öğrenci, grubunu temsil eder.
-Her öğrencinin puanı, grubun puanına eklenir.
-Turnuvaya katılan öğrenciler yarışmadan yarışmaya değişir.
Karşılıklı sorgulama tekniği (Discussion group):
-Öğretmen konuyu sunduktan sonra öğrenciler ikili ya da üçlü gruplara ayrılırlar.
-Birbirlerine konuyla ilgili sorular sorar, konuyu tartışırlar.
-Öğretmen sorulacak soruların tarzıyla ilgili bilgiler verir. Öğrencileri düşünmeye sevk edecek soruların seçilmesine özen gösterilir.
Öğrenci takımları ve başarı grupları tekniği:
-Öğrenciler kendi gruplarında, öğrenmeleri gereken konuyu çalışırlar ve sınav olurlar.
-Öğrencilere puan verilir. Bu puanlar sıralanır.
-Öğrencilerin puanlarına göre grup puanları oluşturulur. Grupların başarısı her öğrencinin bireysel başarısına bağlıdır.
Küçük gruplarla öğretim tekniği:
-Öğretmen ana konuyu belirler, öğrenciler bunun içinden alt konular seçerler.
-Gruplar seçtikleri konularla ilgili veriler toplar, tartışırlar.
-Daha sonra gruplar konuyu sınıfa sunarlar.
-Sunumlar sınıf tarafından değerlendirilir.
Takım destekli bireyselleştirme:
-Programlı öğrenmeyle işbirlikli öğrenmenin bir arada kullanıldığı bir tekniktir.
-Her öğrenci kendi seçeceği bir öğrenciyle birlikte bir öğretim materyali üzerinde çalışır.
-Gruplar arasında rekabet olmaz.
-Başlangıçta belirlenen standardı aşan tüm gruplar ödüllendirilir.
Grup araştırma tekniği:
-Araştırma-inceleme stratejisinin grupla uygulanan şeklidir.
-Bireyler arası diyalog ön plandadır.
-Öğrenciler konuları alt gruplara ayırarak iş bölümü yaparlar.
-Her grup üyesinin çalışması diğer grup üyelerinin çalışmalarına bağlıdır. Çalışmalar birleştirilerek yürütülür.
Birlikte öğrenme:
-Öğretmen, konuyla ilgili tüm işlemleri sınıfa sunar.
-Bu işlemler doğrultusunda öğrenciler ödev kâğıtları üzerinde çalışır ve bu çalışmalarını öğretmenlerine sunarlar.
-Çalışmaların sonuçlarına göre gruplara ödüller verilir.
Komite görüşmesi:
-Öğretmen, gruba bir konu verir.
-Grup, konuyu araştırır, incelemeler yapar.
-Grup üyeleri, sınıf arkadaşlarını bir üst kurul olarak kabul edip çalışmalarını onlara sunarlar.
-Sınıf, konuyu tartışarak değerlendirme yapar.
Düşün-eşleş-paylaş:
-Açık uçlu bir soru ya da problem ortaya atılır.
-Öğrencilere cevaplarını düşünmeleri için birkaç dakika verilir.
-Öğrenciler cevaplarını tartışmaları için eşleştirilir.
-Daha sonra öğrenciler cevaplarını küçük bir grupla ya da tüm sınıfla paylaşırlar.
Birlikte soralım-birlikte öğrenelim:
-Öğrencilere bir okuma parçası dağıtılır.
-Parçayı okuyan öğrenciler, en az kavrama düzeyinde sorular hazırlar.
-Grupça sorular hazırlanır ve diğer gruplara gönderilir.
-Gruplar seçtikleri sözcüler aracılığıyla cevaplarını ve görüşlerini sınıfa açıklar.
-Öğretmen konuyu özetleyip isterse bir tartışma ortamı yaratabilir.

PROBLEME DAYALI ÖĞRENME (PDÖ) (Dewey)
Probleme dayalı öğrenmede amaç öğrencilerin gerçek problemleri çözebilmek için bilimsel yöntemi öğrenmeleri, kullanmaları ve kendi öğrenmelerini gerçekleştirmeleridir.
Problemler öğrencilere yapılandırılmamış olarak (senaryo halinde ve karmaşık olarak) sunulur. Probleme dayalı öğrenme sadece problem çözme değildir. Bu süreçte farklı öğretim yöntem ve tekniklerine yer verilir. Bunların en sık kullanılanları problem çözme, tartışma, grup çalışmaları, bireysel çalışma, örnek olay, beyin fırtınası, soru-cevap ve benzetimdir.
Problem çözme, önceki öğrenmelerin kullanımına imkân sağlarken yeni öğrenmelerin gerçekleştirilmesine de zemin hazırlar. Üst düzey zihinsel beceriler gerektirir. Yansıtma becerilerini geliştirir. Öğrencileri öğrenmeyi öğrenmeye (meta öğrenme) teşvik eder.
Öğretmen bu süreçte öğrencilerini farklı düşünmeye (yaratıcı düşünme) ve olaylara, durumlara farklı açılardan bakmaya yönlendirmelidir.
Probleme dayalı öğrenme çoğunlukla bir çekirdek program bağlamında disiplinler arası bağlantı kurmadır.
Probleme dayalı öğrenmede çalışma konularının modül olarak bölümlere ayrılabilmesi söz konusudur. Her modül de oturum ya da oturumlara bölünür.
Probleme dayalı öğrenmenin temel ilkeleri:
-Öğrenme ilgi çekici, merak uyandırıcı ve gerçek hayata ilişkin bir problem durumuyla başlar.
-Öğrencilerin eleştirel düşünme, karar verme, neden-sonuç ilişkileri kurma gibi üst düzey düşünme becerilerini geliştirir.
-Bireysel ya da grupla çalışmaya uygundur. Bu yönüyle hem bireysel sorumluluk duygusunu hem de sosyal becerileri geliştirir.
-Öğrencilere konuların aktarılması yerine öğrencilerin problemi çözmesi araştırma yapması teşvik edilir.
-Öğretmen ve öğrenciler birlikte öğrenir.
-Tümevarım ve tümdengelim birlikte kullanılır.
-Hem ürün hem süreç değerlendirilir.
Probleme dayalı öğrenme sürecinin düzenlenmesinde temel noktalar:
-Öğrenci grupları oluşturulur.
-Öğrencilere bir problem durumu/senaryo sunulur. (Yapılandırılmamış problem)
-Öğrenciler problemin önemli noktalarını belirler.
-Öğrenciler; araştırma esnasında ulaşabildikleri tüm kaynakları -özellikle de birincil kaynakları- kullanmaları konusunda yönlendirilir.
-Birden çok çözüm yolu olduğundan her öğrencinin, problemi farklı bakış açısıyla ele almasına imkân verilir.
Öğrenciler problem çözme becerilerini kullanırken şu aşamaları izler:
-Problemin açıklanması (Problemle ilgili ne biliyorum?)
-Problemin geliştirilmesi (Bu bilgiyle ne yapabilirim?)
-Öğrenme hedeflerini belirleme
-Veri toplama ve analiz etme
-Sentezleme ve sonucu ortaya çıkarma
-Geribildirim verme
PROJE TABANLI ÖĞRENME (PTÖ) (Dewey, Bruner, Kilpatrick)
Proje tabanlı öğrenmenin temelinde farklı disiplinlerle bağlantı kurarak gerçek yaşam konularına ve uygulamalarına yer vermek vardır. Öğrencilerin bağımsız çalışma, bağımsız düşünme ve problem çözme becerilerini geliştirdiği için uygulama, analiz ve sentez düzeyindeki hedeflerin gerçekleştirilmesinde daha çok kullanılır. İlerlemecilik eğitim akımı ve pragmatizm felsefesine uygundur.
Ele alınacak proje konuları;
-Gerçek hayatla ilişkili olmalı,
-Güdüleyici ve merak uyandırıcı olmalı,
-Araştırma-inceleme temeline dayanmalı,
-Dönemlik ya da yıllık çalışmalar gerektirmelidir.
Proje tabanlı öğrenmenin temel özellikleri:
-Öğrenci hedeflerini belirler, süreci planlar ve sürecin sonunda özgün bir ürün ortaya koyar. (bireysel ya da grup olarak) Öğretmen yardımcı ve yönlendiricidir.
-Etkinlikler bir problem ya da senaryo üzerine inşa edilir ve senaryonun sonunda öğrenci tarafından üretilmiş somut ve özgün bir ürün ortaya çıkar.
-Öğrencilerin yaratıcı düşünme becerilerini geliştirirken, okul içinde ya da dışında birbirleriyle iyi ilişkiler kurmalarına da yardımcı olur.
Proje tabanlı öğrenmede dersin işleniş aşamaları:
-Konunun seçilmesi
-Konunun tartışılarak netleştirilmesi
-Projenin planlanması
-Konunun araştırılması
-Öğrencilerin yönlendirilmesi
-Üretilen ürünün sunulması
-Projenin değerlendirilmesi
Proje tabanlı öğrenmenin yararları:
-Öğrenci katılımı yüksektir, bu da onların öz güvenlerini artırır.
-Geleneksel yöntemlere kıyasla daha çok akademik kazanç elde edilmesine imkân sağlar.
-Üst düzey düşünme, problem çözme, iş birliği gibi beceriler kazandırılması için uygundur.
-Zekânın farklı boyutlarının geliştirilmesine uygun etkinlikler yapmaya uygun ortamlar sağlar.
-Öğrencilerin performansının bireysel olarak ölçülmesine imkân sağlar.
Proje tabanlı öğrenmenin sınırlılıkları:
-Öğretmenin iş yükünü ve sorumluluklarını artırır.
-Ekonomik değildir.
-Sınırları iyi çizilmezse etkinlikler amacından sapabilir.
-Ortaya çıkan ürün mükemmel olmayabilir.
-Derslerin planlanması oldukça zordur.

5 MODELİ
5E modeli yapılandırmacı anlayışa uygun, öğrencilerin araştırma merakını artırmayı amaçlayan, öğrencilerin sahip oldukları bilgi ve becerileri etkin bir biçimde kullanmalarına imkân veren etkinlikler içeren bir öğretim modelidir.
Bu model Piaget’nin öğrenmede “denge-dengesizlik-yeniden denge” anlayışının üzerine kurulmuştur ve yeni bir kuramın öğrenilmesinde veya bilinen bir kuramın daha da ayrıntılı anlaşılmasında kullanılan doğrusal bir süreçtir.
5E Modelinin Basamakları:
Giriş (Engage)
Bu aşamada öğrencilerin ön bilgilere ulaşması sağlanır, ön bilgileri ortaya çıkararak, merak duygusu oluşturacak etkinliklerle öğrencilerin yeni öğrenileceklere ilgi duyması sağlanır.
Yapılacak etkinlikler:
-Ön bilgilere erişim sağlanır.
-İlgi ve merak uyandırılır, öğrenciler motive edilir.
-Öğrencilere “neden?” sorusu sordurulur.
Keşfetme (Explore)
Öğrencilere kavramların, becerilerin, yöntemlerin tanımlandığı ve kavramsal değişimin sağlandığı etkinlikler sunulur.
Yapılacak etkinlikler:
-Laboratuvar etkinlikleri yapılır.
-Birlikte çalışılır.
-Öğrenciler problem durumuna ilişkin sorular ve fikirler üretirler.
-Öğrenciler kendi kararlarını verirler.
Açıklama (Explain)
Öğrencilere kavramsal anlama, bilimsel süreç becerilerini kullanma imkânı verilir.
Yapılacak etkinlikler:
-Öğrencilere ulaştıkları yargılar konusunda sorular sorulur.
-Daha fazla soru üretilir.
-Sınıfta tartışma yürütülür.
-Yeni tanımlar araştırılır.
Derinleştirme (Elaborate)
Öğrencilerin kavramsal anlama yetileri öğretmen tarafından, öğrencilere yeni deneyimler yaşatılarak geliştirilir. Öğrenciler diğer kavramlarla bağlantı kurar, kendi dünyalarını yaratırlar.
Değerlendirme (Evaluate)
Hem öğretmen hem de öğrenciler kendilerini oluşturdukları anlayış konusunda değerlendirme imkânı bulur.
Yapılacak etkinlikler:
-Portfolyo
-Rubrik
-Öğretmen gözlemi
-Performans değerlendirme
-Öz değerlendirme
OKULDA ÖĞRENME
Bu kurama göre öğrenemeyen öğrenci yoktur. Sadece hızlı öğrenen ya da yavaş öğrenen öğrenci vardır. Öğrenmede belirleyici değişken zamandır. Caroll kuramının bütün ögelerini “zaman” kavramıyla açıklamıştır. Okulda öğrenme modeli Bloom’un tam öğrenme modeline ve Slavin’in etkili öğretim modeline temel teşkil etmiştir.
Bu modelin 5 ögesi vardır. Bunların üçü öğrenci niteliklerine, ikisi de öğretim sürecine ilişkindir:
Yetenek: Öğrenilecek malzemenin tam olarak öğrenilebilmesi için gereken “zaman” miktarıdır.
Öğretimden yararlanma yeteneği: Öğrencinin, öğrenme sürecine hazırbulunuşluk düzeyidir. Ön bilgilere sahip olan öğrenciler öğrenme için daha az “zaman”a ihtiyaç duyarlar.
Sabır (Sebat): Öğrencilerin öğrenme için gönüllü olarak ayırdıkları “zaman” miktarıdır.
Fırsat: Öğrenme için öğrencilere verilen “zaman”dır. Okullarda sabit olarak sunulan zaman miktarı yerine, her öğrencinin kendisine gereken zamanı ayarlaması anlamındadır.
Öğretimin niteliği: Öğretimin niteliği ek “zaman” gerektiriyorsa düşük, ek “zaman” gerektirmiyorsa yüksektir.
ETKİLİ ÖĞRETİM (Slavin)
Öğrenmeyi etkileyen değişkenler çözümlenirse, öğrenme başarısı artırılabilir, varsayımına dayanan bir modeldir. Bu modelin dört temel değişkeni vardır:
Öğretimin niteliği: Kalıcı bir öğrenmenin ön koşulu, öğretim yaşantısının öğrenci için anlamlı olmasıdır. Öğrencilerin yeni öğrenecekleri ile önceki öğrenmeleri arasında bağ kurulmalı, uygun ipuçları verilerek dersler öğrenciler için zevkli hale getirilmelidir.
Öğretim düzeyini uygun hale getirme: Bazı öğrenciler daha hızlı bazıları daha yavaş öğrenir. Bu nedenle çok yönlü öğrenme öğretme etkinliklerine yer verilmelidir.
Güdüleme: Öğrencilerde öğrenmeye ilişkin merak ve ilgi uyandırmak öğretmenin başlıca görevidir. Bu amaçla gerçek yaşamdan örnekler seçilmeli, öğrenilenlerin günlük yaşamda nasıl kullanılacağı konusunda öğrenciler bilgilendirilmeli, öğrencilerin öğrenme çabaları ödüllendirilmelidir.
Zaman: Etkili bir öğretim için zaman verimli kullanılmalıdır. Zaman kayıplarını engellemenin en kolay yolu da öğrencilerin derse etkin katılımını sağlamaktır.
TAM ÖĞRENME
Tam öğrenme modeline göre “işin başından itibaren olumlu öğrenme koşulları sağlanırsa ve yeterince zaman verilirse dünyada herhangi birinin öğrenebileceği herhangi bir şeyi hemen hemen herkes öğrenebilir.” Yine bu modele
göre “öğrenemeyen öğrenci yoktur, öğretemeyen öğretmen vardır.”
Öğretim sürecinde öğrenmeyi etkileyen çok sayıda faktör vardır. Bunlar, değiştirilebilen ve değiştirilemeyen faktörler olarak ikiye ayrılır.

Değiştirilebilen faktörler Değiştirilemeyen faktörler
Dersle ilgili öğrenmeler
Derse karşı ilgi ve tutum
Akademik öz güven
Öğretim hizmetinin niteliği
Araç-gereç Olgunlaşma düzeyi
Genel yetenek
Doğuştan getirilen kişilik özellikleri
Ailenin sosyo-ekonomik düzeyi
Zekâ

Bloom, normal dağılım eğrisini reddeder. Ona göre alt gruptaki öğrenciler de önemsenmeli, onların da tam öğrenmesi için özellikle öğretmenin gayret göstermesi gerekir.
Tam öğrenme modelinin temel özellikleri:
-Tam öğrenme ölçütü baştan belirlenmelidir.
-Öğrenmeye yeterince zaman ayrılmalı, olumlu öğrenme koşulları sağlanmalıdır.
-Öğretimin niteliğini artırmak için “Pekiştireç, İpucu, Dönüt-düzeltme verilmeli ve öğrencilerin sürece Etkin katılımı sağlanmalıdır. (PİDE)
-Bir ünite tam olarak öğrenilmeden diğer üniteye geçilmemelidir.
Tam öğrenme modelinin uygulama aşamaları:
-Hedef davranışlar ve bunların kazandırılacağı üniteler belirlenir.
-Ünitelerin öğrenilmesi için gerekli ön koşul davranışlar belirlenir.
-Öğrencilerin ön koşul davranışlara sahip olma düzeyi belirlenir.
-Varsa eksik ön koşul davranışlar tamamlanır.
-Ünitedeki davranışların kazandırılabilmesi için etkinlikler düzenlenir.
-Ünitedeki davranışlar kazandırıldıktan sonra izleme testi uygulanır.
-İzleme testi sonuçlarına göre tam öğrenme ölçütüne ulaşamayan öğrenciler için ek öğrenme-öğretme etkinlikleri uygulanır. Tam öğrenen öğrencilere de zenginleştirilmiş etkinlikler uygulanır.
Tam öğrenme modelinde ek öğrenme aktiviteleri (Tamamlayıcı eğitim):
-Okulda ek öğretim
-Evde ek öğretim
-Bire bir öğretim
-Küçük gruplarla öğretim (Öğretmen tarafından yapılır, öğrencilerin birbirinden öğrenmesi yani akran yardımı yoktur.)
-Programlı ve bilgisayarlı öğretim
-Eğitsel oyunlarla öğretim
-Kaynak ya da yardımcı kitaplarla öğretim
-Farklı bir yöntemle tekrar öğretim
Tam öğrenme modelinde öğretim süreci ögeleri:
Öğrenci nitelikleri:
Bilişsel giriş davranışları: Öğrenmenin gerçekleştirilmesine etki eden ön öğrenmeler, ön bilgilerdir. (İletişim, dinleme becerisi, okuduğunu anlama, problem çözme becerisi vs.)
Bilişsel giriş davranışları öğrenci başarısının %50’sini açıklar.
Duyuşsal giriş davranışları: Öğrencinin okula, derse, konuya olan ilgisi, öğrenme isteği, motivasyonu gibi duyuşsal özelliklerdir. Duyuşsal giriş davranışları daha çok, akademik benlik algısıyla ilgilidir. Akademik benlik, bireyin bir konu alanında başarılı olup olamayacağına hakkında kendisine ilişkin öngörüsüdür.
Duyuşsal giriş davranışları öğrenci başarısının %25’ini açıklar.
Öğretim hizmetinin niteliği:
Etkin katılım: Öğrencilerin, öğrenme sürecinde öğretmenin sunduğu ipuçlarına tepkiler vermesi, öğrenmek için gayret göstermesidir.
İpucu: Öğrencilere ne öğreneceklerini, niçin ve nasıl öğreneceklerini gösteren her şeydir. Öğretmenin sorduğu sorular, verdiği örnekler, yaptığı açıklamalar, kullandığı araç-gereçler, jest ve mimikler vb. ipucudur.
Pekiştirme: Pekiştirme, istenen davranışın gösterilme sıklığını artırır. Bunun için öğretmen, istenen davranış ortaya çıktığında bu davranışı pekiştirmelidir. Öğretmen pekiştireç verirken şunlara dikkat etmelidir:
Pekiştireç,
-Öğrenci düzeyine uygun olmalıdır.
-Öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılamalıdır.
-İstenen davranışın hemen ardından verilmelidir.
Ayrıca,
-Sürekli aynı pekiştireçler kullanılmamalıdır.
-Yavaş öğrenen öğrencilerin her doğru davranışı pekiştirilmelidir.
Dönüt ve düzeltme: Dönüt, bir olay ya da durumun doğruluğu ya da yanlışlığı hakkında karşı tarafı bilgilendirme işidir. Düzeltme ise sadece eksiklerin giderilmesi ve hataların düzeltilmesini kapsamaktadır. Tüm düzeltmeler dönütken tüm dönütler düzeltme değildir. Dönüt öğretmen-öğrenci arasında karşılıklı iken düzeltmeyi sadece öğretmen yapar.
Dönüt ve düzeltme; öğrencileri, davranışlarının doğruluğu ya da yanlışlığı konusunda bilgilendirerek onların güdülenme düzeyini artırır ve öğretimin kalitesini yükseltir.
Öğrenme ürünleri:
-Öğrenme düzeyi çeşidinin ve hızının artması ve öğrenci başarısının yükselmesi
-Derse olan ilginin artması, olumlu tutum, akademik benlik düzeyi, öz güven ve istekliliğin artması
Tam öğrenme modelinde değerlendirme:
Tam öğrenmede, dönüt-düzeltme etkinliklerinin sonucunda elde edilen bilgiler, öğrencilerin eksiklerinin tamamlanmasına ve yanlışların düzeltilmesine ışık tutmaktadır.
Bu modelde bir ünite tam olarak öğrenildikten sonra yeni üniteye geçildiğinden, bir anlamda yeni ünitenin giriş davranışları bir önceki ünitede kazanılmaktadır. Böylelikle her yeni ünite daha kısa sürede öğrenilmekte, kısalan bu süre en çok yavaş öğrenen öğrencilerde gözlenmektedir.
Ara sınavlar aracılığıyla öğrenme ürünleri sürekli değerlendirildiği için bu modelde eksikler vakit kaybedilmeden tamamlanır. Öğrencilerin ne derecede öğrendiğini anlamak ve yanlış öğrenmeleri belirlemek için izleme testleri kullanılır. Bunlar biçimlendirme ve yetiştirmeye yönelik testlerdir. Öğrenme etkinliklerinin sonundaysa düzey belirleme testleri kullanılır.
Tam öğrenme modelinin yararları:
-Öğrencilerin öz güvenini, isteklilik düzeyini yükseltir; öğrenmeye gönüllü olarak ayırdıkları süreyi, öğrenme miktarını artırır.
-Hemen hemen tüm öğrencileri eşit kazanım düzeyine ulaştırır.
-Öğrenme eksiklikleri vakit kaybedilmeden tamamlanır. Öğrenme süreci ve ürünleri sürekli olarak değerlendirilir.
-Bir ünite tam olarak öğrenilmeden diğer üniteye geçilmediği için öğrenciler arasında eşitlik sağlanır.
Tam öğrenme modelinin sınırlılıkları:
-Tüm öğrencilerin aynı seviyede öğrenmesi çok zordur.
-Yavaş öğrenen öğrenciler hızlı öğrenenleri yavaşlatabilir.
-Çok zaman ister ve öğretmenin yükünü artırır, maliyeti yüksektir.
-Tüm öğretme etkinliklerini öğretmen yapar. Öğrencilerin birbirlerinden öğrenmesi söz konusu değildir.
-Öğrenme etkinliklerinin ve materyallerin hazırlanması zordur, uzmanlık ister.

ÖĞRETİM DURUMLARI MODELİ
Gagne’ye göre “öğrenme beyinde gerçekleşir ancak gözlenebilen davranışlardan dolaylı olarak anlaşılır.” Bu tanımıyla Gagne, bilişsel ve davranışçı kuramları bir araya getirmiştir. Gagne’ye göre öğretme ise “öğrencide öğrenmenin başlaması, devam ettirilmesi ve sonuçlandırılmasını sağlayan ve birbirini izleyen dış olaylar dizisidir.”
Bu modele göre eğitimin amacı problem çözme becerisini geliştirmektir. Öğrenme sürecinde hem dış etkenler (pekiştirme, tekrar vb.) hem de iç etkenler (isteklilik, ilgiler vb.) önemlidir.
Öğretim durumları modelinin temel varsayımları:
-Birbirinden farklı öğrenme türleri vardır ve bunlar için ayrı öğretim yaşantılarının düzenlenmesi gerekir. Bu amaçla farklı stratejiler yeri geldiğinde birlikte kullanılmalıdır. Öğretmenlerin bu konuda mesleki açıdan yeterli olması gerekir.
-Öğrenme süreci aşamalı ve birikimlidir, yeni öğrenilenler öncekilerin üzerine inşa edilir.
-Öğrenciler yaparak-yaşayarak öğrenmelidir. Öğrenme sürecinde öğrenciler, öğretmenlerden daha aktif olmalıdır.
-Öğrencilere kazandırılacak öğrenme ürünleri önceden belirlenmelidir. Bu, öğretimi planlamayı kolaylaştıracaktır.
Öğretim durumları modelinde öğrenme ürünleri:
Sözel bilgiler: Terimler, isimler, tanımlar, simgeler, kategorilere ayrılmış bilgiler bu kapsamdadır. Genel olarak Bloom taksonomisindeki bilgi düzeyine denk gelir. (Türkiye’nin yedi coğrafi bölgesi olduğunu söyleme.)
Zihinsel beceriler: Zihinsel beceriler “nasılı bilme” ile ilgilidir. Bunlar okul öğrenmelerinde önemli bir yer tutar. Birbirinin ön koşulu olan, sekiz kategoriden oluşan zihinsel beceriler, kolaydan zora doğru şu şekilde sıralanmaktadır:
1. İşaret öğrenme: Korkma davranışı gibi, klasik şartlanma davranışlarıdır.
2. Uyarıcı-tepki ilişkisini öğrenme: Edimsel koşullanmada olduğu gibi uyarıcı-tepki bağı kurarak öğrenmedir.
3. Basit zincirleme öğrenme: Ardışık uyaranlara bir dizi şeklinde tepkiler vermeyi öğrenmedir. (Arabayı çalıştırma gibi)
4. Sözel bağ kurma: Kavram ya da anlamları ilişkilendirerek öğrenmedir. (Şiir ezberleme gibi)
5. Ayırt etmeyi öğrenme: Bir dizi farklı sembole farklı tepki vermeyi öğrenmedir. (Farklı trafik lambalarına farklı tepkiler vermek gibi)
6. Kavram öğrenme: Kavram, nesne ya da olguları sınıflayabilmeye ilişkin öğrenmedir.
7. İlke öğrenme: Nesneler ve olaylar arasındaki ilişkileri, yasaları öğrenmedir. (Isıtılan suyun kaynaması gibi)
8. Problem çözme: Bilimsel yasa ve formülleri kullanarak problemlerin çözümüne ulaşmaya ilişkin öğrenmedir.
Bilişsel stratejiler: Bu öğrenme ürünleri öğrencinin öğrenmesine, hatırlamasına ve düşünmesine rehberlik eder. Öğrencinin kendini izlemesi ve kendine rehberlik etmesi bilişsel stratejiler kapsamındadır. Birey herhangi bir problem durumuyla karşılaştığında önce belleğindeki bilişsel stratejilere başvurur.
Tutumlar: Tutum, bireyin herhangi bir bireye, olaya, duruma ya da nesneye yönelik olarak oluşturduğu içsel bir durumdur. Tutumlar, biyolojik kalıtımla değil, öğrenme yoluyla edinilir. Eğitim bireylere olumlu tutumlar kazandırmalıdır. Bu amaçla şu etkinlikler yapılmalıdır:
-Öğrencilere geçmişteki başarıları hatırlatılarak onların öz güvenleri geliştirilmelidir.
-Öğrencilere, doğal davranabilecekleri ortamlar sağlanmalıdır.
-Öğrencilere uygun bir model olunmalıdır.
-Öğrencilerin başarılı olma gereksinimleri karşılanmalı, bu yöndeki çabaları ödüllendirilmelidir. Öğrenme ortamında başarısızlığa neden olan etkenler ortadan kaldırılmalıdır.
Psikomotor beceriler: Bu beceriler zihin-kas koordinasyonu gerektirir. Devimsel becerilerin kurallarına uygun olarak, istenilen nitelikte ve sürede yapılması, becerilerin sık aralıklarla tekrarlanması ile mümkündür. Yazı yazmak, resim çizmek, otomobil kullanmak psikomotor becerilere örnek olarak verilebilir.
Öğretim durumları modelinde öğretim sürecinin basamakları:
Dikkati çekme ve motivasyonu sağlama: Şarkı söyleme, fıkra anlatma, fotoğraf ya da resim gösterme, el çırpma, ses tonunu değiştirme gibi etkinliklerdir.
Ön koşul öğrenmeleri (ön bilgileri) hatırlatma: Yeni bilginin birey için anlamlı olması, o bilginin önceki bilgilerle ilişkilendirilmesiyle mümkündür. Bu amaçla, yeni bilgilerle ilişkili önceki bilgiler hatırlatılır.
Uyarıcı materyalleri sunma: Bu aşamada öğretmen öğrenme sürecini kolaylaştıracak film, fotoğraf, numune gibi araç-gereçleri kullanır.
Öğrencinin öğrenmesine rehberlik etme: Burada asıl amaç öğrencinin kendi kendine öğrenmesini sağlamaktır. Öğrencinin öğrenmeyi gerçekleştirmesini kolaylaştıracak her şey ipucudur (Verilen örnekler, sorulan sorular, beden dilinin kullanımı, ses tonun ayarlanması gibi) ve rehberlik etme sürecinde ipuçları etkili kullanılarak öğrenmenin gerçekleşmesine yardımcı olunur.
Davranışı ortaya çıkarma: Öğrencinin öğrendiklerini uygulaması, problem çözmesi, performansını ortaya koyması için kendisine imkan verilmesi anlamındadır. Öğrencinin ortaya koyduğu performansa bakılarak ne kadar öğrendiği konusunda kanaate varılır.
Dönüt-düzeltme verme, geri bildirim sağlama: Öğrencinin ortaya koyduğu davranış doğruysa pekiştirilir, değilse eksik noktalar varsa tamamlanır, yanlışlar varsa düzeltilmesine çalışılır.
Performans değerlendirme: Öğrenilenlerin hedeflerle ne ölçüde örtüştüğü, ne kadar tutarlı olduğu değerlendirilir.
Öğrenilenlerin kalıcılığını ve transferini sağlama: Bu aşamada öğrencilerin neler öğrendikleri kendilerine hatırlatılır, bu öğrenmeleri yeni durumlarda kullanmaları için fırsatlar sunulur. Örnekler, alıştırmalar, projeler aracılığıyla öğrenilenlerin transferi sağlanır.
ANLAMLI ÖĞRENME
Bilişsel anlayışa uygun olarak Ausubel tarafından geliştirilmiştir. Sunuş yoluyla öğretimin en etkili öğretim yolu olduğu görüşüne dayanır. Ausubel’e göre öğrenciler bilgiye kendileri ulaşmak, araştırmak, keşfetmek yerine bilgiyi hazır almayı tercih ederler.
Bu modele göre ön organize ediciler aracılığıyla yeni öğrenileceklerle önceki öğrenmeler arasında bağ kurulmalı, bu şekilde yeni bilgi öğrenci için anlamlı hale getirilmeli, içerik kolaydan zora doğru düzenlenmelidir.
Anlamlı öğrenmede kavram haritalarından sık sık yararlanılır.
Bu modele göre ön organize ediciler öğrencilere derste işlenen konunun hangi konularla ilişkili olduğu, hangi parçalardan ya da bölümlerden oluştuğu, ne işe yarayacağı hakkında bilgiler verir. Yeni öğrenileceklerle önceden bilinenler arasında bağ kurulmasına yardımcı olur. Ön organize ediciler sözel açıklamalar olabileceği gibi şekil, grafik, şema, somut model ya da kavram haritası da olabilir. Ayrıca ders kitaplarında ünite başlarında verilen hedefler, özetler, hazırlık çalışmaları ya da öğretmenlerin ders başlarında konuların ana hatlarını vermesi, başlıkları tahtaya yazması,hedefleri açıklaması da ön organize edicilere örnektir.
Anlamlı öğrenmenin gerçekleşmesi için dikkat edilmesi gerekenler şunlardır:
-Ön organize ediciler kullanılmalıdır. (Tanımlar ve genellemeler önceden verilmeli, konuların ana hatları baştan verilmeli yani tümdengelim kullanılmalıdır.)
-Anlatımda bol ve değişik örnekler kullanılmalıdır.
-Anlatım resim, şema, grafik gibi görsellerle desteklenmelidir.
-Anlatılanların içinde var olan benzerlik ve farklılıklardan mutlaka yararlanılmalıdır.
-Anlatılanlar anlamlı bir bütünlük gösterecek biçimde sunulmalıdır.
-Ezberleme önlenmelidir. Bunun için öğrencilerin öğrendiklerini öğretmenin ya da kitabın cümleleriyle tekrar etmesi yerine kendi cümleleriyle ifade etmesi teşvik edilmelidir.
-Anlamlı öğrenme sürecinde öğrencilerin görüşlerini rahatça ifade etmelerine imkân verilmelidir.

TEMEL ÖĞRETME MODELİ
Bu modele göre okul, öğrencilerin temel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik bir eğitim düzenlemelidir. Glasser bu amaçla ihtiyaçları gruplamıştır.
1. Fizyolojik ihtiyaçlar
2. Sevgi
3. Güç
4. Özgürlük
5. Eğlence
Bilişsel yaklaşımdan etkilenen bu modele göre eğitim kaliteli olursa disiplin sorunları da azalır. Temel öğretme modeline göre öğretim, en iyi biçimde sınıfta öğretmen tarafından yapılabilir. Sistem yaklaşımına dayanan bu modelin ögeleri şunlardır:
1. Öğretim hedefleri: Öğretim sürecinin sonunda öğrencilerin ulaşması istenen kazanımlardır. Öğretmen, hedefleri belirlemeli ve bir davranış olarak ifade etmelidir.
2. Giriş davranışları: Öğrencilerin ilgileri, ihtiyaçları, beklentileri, yetenekleri gibi öğrenme için gerekli olan özelliklerdir. Öğretmen, etkili bir öğretme etkinliği için, giriş davranışlarını belirlemelidir.
3. Öğretim işlemleri: Yöntem-tekniklerin belirlenmesi, araç-gereçlerin seçilmesi, eğitim ortamının düzenlenmesidir.
4. Değerlendirme: Öğretimin hedeflerinin ne ölçüde gerçekleştiğinin belirlenmesidir. Bu aşamada varsa eksikler giderilir, yanlışlar düzeltilir ya da öğrenciler başarıları hakkında bilgilendirilir.
Temel öğretme modelinde başarının koşulları şunlardır:
-İç ve dış pekiştireçler etkili kullanılmalıdır.
-Öğrenciler ancak öğrenmeyi öğrenerek bağımsız biçimde problem çözebilirler.
-Sınıfta uygulanan öğrenme-öğretme etkinliklerinin niteliği yüksek olmalıdır, öğrenciler bütün performanslarını ortaya koyabilmelidir. Böyle olduğunda öğrenci mutlu olur.
-Sınıf ortamı içten ve destekleyici olmalıdır.
-Öğrenci kendi çalışmalarını değerlendirebilmeli ve geliştirmelidir.
BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ ÖĞRETİM (Keller Planı)
Bireyselleştirilmiş öğretim, her öğrencinin kendi düzeyine uygun biçimde yönlendirilmesini, öğrenciye uygun yöntem-tekniklerin kullanılmasını, her öğrencinin kendi hızında öğrenebilmesini öngörmektedir. Her ne kadar adı bireyselleştirilmiş öğretim olsa da bu sistemde benzer özelliklere sahip öğrenciler bir sınıfta toplanabilmektedir. Bu durumun doğurabileceği bazı sakıncalar da vardır. Bunun önüne geçmek için tamamlayıcı sınıflarda özel ders verme, derecelendirilmiş okullar, farklı sınıflar ya da ders geçme programları, özel etkinlikler kullanılabilmektedir.
Bu sistemde her öğrenciye ayrılan zaman miktarı artmaktadır. Bu da -özel derslerde olduğu gibi- öğrenci başarısını artırmaktadır. Bir sınıftaki öğrencilerin düzeylerinin farklı olması bu öğrencilerin aynı anda öğrenmesini engellerken bireyselleştirilmiş öğretimde seviyeleri birbirine yakın öğrenciler aynı anda öğrenebilmektedir.

KOLB-ÖĞRENME STİLLERİ
Öğrenme stili, bireyin öğrenmeye yönelik eğilimleri, tercihleridir. Bu özellikler yaşa, cinsiyete, kültüre, başarı düzeyine göre değişiklik gösterir. Bireyin öğrenme sitili, onun kişilik özellikleriyle uyumludur. Bireyin öğrencilik hayatının dışındaki özelliklerini öğrenme stilinde de görebiliriz. Her şeyi bütün ayrıntılarıyla düşünmeden hareket etmeyen ya da karar vermeyen bir birey öğrenirken de acele etmeyecek, düşünerek öğrenmeyi, bireysel öğretim yöntem-teknikleri aracılığıyla öğrenmeyi tercih edecektir.
Kolb’a göre bireyler kendi deneyimleri aracılığıyla öğrenirler ve kişiler olaylara, olgulara, fikirlere yaklaşım biçimleri ve problem çözmek için başvurdukları yollara göre dörde ayrılırlar.

Kolb, bu öğrenme biçimlerinin her birinin önemli olduğunu, birbirini tamamladığını ileri sürerek etkili bir öğrenme için öğrenenin önce hislerine, sonra izlenimlerine, sonra düşüncelerine, sonra da yapıp ettiklerine dayanması gerektiğini belirtmiştir.
Somut yaşantı: Bu kişiler öğrenmede duyu organlarını kullanmayı tercih ederler. Dokunarak, konuşarak, dinleyerek, tadarak veya koklayarak öğrenirler. Problem çözerken belli bir sıraya bağlı kalmazlar. Bilimsel yollar yerine sezgileriyle problem çözmeye eğilimleri vardır.
Somut yaşantı stiline sahip kişiler,
-Grup tartışmalarında ve tartışmalarda başarılıdırlar.
-Meraklı, girişken, yeni deneyimlere açıktırlar.
-Yeni fikirler üretebilirler.
-Araştırma ve incelemeye isteklidirler.
-Keşfederek öğrenmeyi severler.
-Tümevarım akıl yürütme yolunu tercih ederler.
Soyut kavramsallaştırma: Bu kişiler için mantık ve düşünceler duygulardan daha önemlidir. Problem çözerken bilimsel yaklaşımı, sistematik hareket etmeyi, sıra takip etmeyi tercih ederler. Düşünce, olay ya da durumların zihinsel analizini yaptıktan sonra harekete geçerler.
Soyut kavramsallaştırma stiline sahip kişiler,
-Sistematik olma, plan yapma konusunda başarılıdırlar.
-Düşünerek öğrenirler.
-Zihinsel analizleri iyi yaparlar.
-Tümdengelim akıl yürütme yolunu kullanırlar.
Aktif yaşantı: Bu kişiler düşünmek ya da izlemekten çok pratik uygulamalar yapmayı tercih ederler. Çevreyi etkileme özelliğine sahiptirler. Başladıkları işi bitirir ve risk almayı severler.
Aktif yaşantı stiline sahip kişiler,
-Dışa dönük ve sabırsızdırlar, başladıkları işin sonucunu görmek isterler.
-Duygusal açıdan kontrolsüz, delidoludurlar.
-Bulundukları ortama kolay uyum sağlayabilirler.
Yansıtıcı gözlem: Bu kişiler olayları, durumları ve farklı bakış açılarını dikkatlice gözlemleyerek öğrenmeyi tercih ederler.
Yansıtıcı gözlem stiline sahip kişiler,
-Uygulamaya geçmek yerine olayların özünü kavramaya çalışır; doğru nedir, nasıl oluşur? gibi sorulara cevap ararlar.
-Kendi duygu ve düşüncelerine önem verirler.
-İçe dönüktürler.
-Sabırla, tarafsızca ve dikkatlice düşünerek karar verirler.
-Karar vermeden önce dikkatlice gözlem yaparlar.
-Düşünce ve olayları sezgi yoluyla anlarlar.

GREGORG-ÖĞRENME STİLLERİ
Gregorg öğrenme stilleri modeline göre bireyler algılama yeteneklerine göre somut ve soyut algılayanlar, algıladıkları verileri düzenleme biçimlerine göre ise ardışık ve rastgele (dağınık) diye gruplandırılırlar. Bireylerin algılama ve algıladıklarını düzenleme durumlarına göre dört öğrenme stili vardır.
Somut ardışık:
-Duyuları gelişmiştir.
-Yaparak yaşayarak öğrenmeyi tercih ederler.
-İşlemleri adım adım basitten karmaşığa doğru yapmayı tercih ederler.
-Öğrenme için çok zaman ve emek harcarlar.
Soyut ardışık:
-Kelimelerden çok sembollerle öğrenirler.
-Bilgileri bilen birinden ya da kitaptan öğrenmeyi tercih ederler.
-Kavramları belli bir mantık sırası içinde ele alırlar.
-Yeni kavramlar ya da fikirler üretmeyi severler.
Somut rastgele (dağınık):
-Problem çözme konusunda yeteneklidirler.
-Problem çözerken belli bir sıra takip etmeye ihtiyaç duymazlar.
-Yaparak yaşayarak öğrenmeyi ve bireysel ya da küçük gruplarla çalışmayı tercih ederler.
Soyut rastgele (dağınık):
-Olayları, durumları ya da kavramları düzensiz bir biçimde algılarlar.
-Öğrenilecek bilgilerin belli bir düzende sunulmasına ihtiyaç duymazlar.
-Elde ettikleri verileri kendilerince organize ederler.
-Başkalarıyla fikir alışverişinde bulunabilecekleri yöntem-teknikleri tercih ederler.
BASAMAKLI ÖĞRETİM (Nunley)
Öğretimin Bloom taksonomisine göre düzenlenip uygulanması temeline dayanır. Öğrenci merkezlidir.
Bu modelde yapılacak etkinlikler kolaydan zora doğru C-B-A olmak üzere üç basamakta ele alınır. Öğrenciler her bir basamakta farklı görev ve sorumlulukları yerine getirirler. Her basamakta öğrencilere seçmeli görevler verilir. Öğrenciler bunlardan birini seçerler. Her bir görevin belirlenen sürede bitirilmesi gerekir. Her görevin, zorluğuna göre bir puan değeri vardır.

A
B
C

C basamağı:
Temel bilgiler üzerine kurulmuştur. Öğrenciler bu basamakta temel bilgilerini oluştururlar.
B basamağı:
Öğrenciler bu basamakta C basamağında öğrendiklerini uygularlar. Problem çözme ve diğer üst düzey görevleri burada yerine getirirler.
A basamağı:
Bu basamakta eleştirel düşünme ve analiz gerçekleşir. Bu basamakta karmaşık ve üst düzey düşünme gereklidir.
Basamaklı öğretim için 5 adım
1. Öğrencilere iki haftada bir yapmaları gereken görevlerle ilgili kopyalar dağıtılır. Bu kopyalarda farklı görevler, temel hedefler, görevin tamamlanma süresi ve puan karşılığı bulunur.
2. Ünite üç basamağa bölünür. En alt seviye olan C basamağında farklı görevler ve puan değerleri vardır. Öğrenciler bu listeden görev seçip karşılığı olan puanı almaya çalışırlar. Görevlerin puan değeri karmaşıklığına göre değişmektedir.
3. B basamağında öğrencilerden, C basamağında öğrendikleri bilgileri düzenlemeleri ve uygulamaya koymaları beklenir. Öğrenciler yine istedikleri görevleri seçmekte özgürdür.
4. A basamağı daha kapsamlı ve eleştirel düşünmeyi gerektirir. Burada öğrencilerden yaratıcı ve eleştirel düşünmeleri, yeni fikirler ortaya koymaları, kendi değer yargıları ile geleneksel değer yargılarını karşılaştırmaları istenir. Öğrencilere bu aşamada da seçim hakkı verilir ve bu aşamadaki görevlerin puan değeri diğer basamaklardan daha yüksektir.
5. Son adımda öğrencilerden görevlerini sözlü olarak savunmaları istenir. Değerlendirme, görevler tamamlandıktan sonra öğrencinin ne öğrendiğine bakılarak yapılır. Daha önce hazırlanmış sorular öğrenciye sözlü olarak yöneltilir.
Programı basamaklı hale getirmenin beş yolu
1. Ödevler/işler için seçeneklerin sunulması
2. Ödev seçimi için sözlü savunma istenmesi (Öğrenciye neden bu ödevi seçtiğinin sorulması)
3. Öğretmene ait ders notlarının işitsel cihazlara kaydedilmesi (Öğrencilerin ihtiyaç duyduklarında ulaşabilmeleri ve sınıfın belirlenmiş herhangi bir köşesinde dinleyebilmeleri için)
4. Her kavram için öğrencilerin yaparak öğrenmelerine imkân verecek etkinliklerin bulundurulması
5. Çeşitli kaynak kitapların değerlendirilmesi
AKTİF (ETKİN) ÖĞRENME
Aktif öğrenme, öğrencinin kendi öğrenme yaşantısını yine kendisinin şekillendirdiği; neyi, ne kadar, nasıl öğreneceğine kendisinin karar verdiği bir modeldir.
Öğrencinin öğrenmeyi öğrenmesi, pasif dinleyici rolünden sıyrılıp aktif hale gelmesi, öğrenme sürecine bizzat katılması, kendi deneyimleri aracılığıyla, yaparak yaşayarak öğrenmesi, kendi öğrenmelerinin sorumluluğunu üstlenmesi temel amaçlardır.
Aktif öğrenmede tümel değerlendirme söz konusudur. Öğrenciler öğrenmede sorumluluk alırken değerlendirmede de sorumluluk alırlar, hem kendilerini hem de arkadaşlarını değerlendirirler.
Aktif öğrenmenin gerçekleştiği sınıflarda “güven, enerji, öz denetim, gruba ait olma, duyarlılık” olmak üzere beş temel özellik ön plana çıkar.
Bu model öğrenmeyi öğrenme ve yaşam boyu öğrenme kavramlarıyla yakından ilişkilidir. Ayrıca bu modelde işbirlikli çalışmaların ön planda olması ve sınıf dışına taşan etkinlikler de önemli ögelerdir.
Öğrenme sorumluluğunun öğrencilerde olması öğretmenin konuları dağıtıp öğrencilerden hazırlık yapmalarını istemesi ve sonra da öğrencilerinden konuları anlatmalarını istemesi demek değildir. Aktif öğrenme yaklaşımı öğrencilerin sürecin her aşamasında aktif olması temeline dayanmaktadır.
YAŞAM BOYU ÖĞRENME
Öğrenme, bireyin hayatının bir bölümünde başlayıp biten bir etkinlik değil evde, işte, sokakta, eğlenirken, dinlenirken her yerde devam eden bir süreçtir.
Yaşam boyu öğrenmede öğretmen rehberdir. Bireyler yaparak yaşayarak öğrenir. Grup çalışmaları ve birbirinden öğrenme önemlidir. Teknoloji desteklidir, öğrenme seçeneği çoktur. Bireysel öğretim planları kullanılır. Mesleki gelişim süreklidir.
Yaşam boyu öğrenme bireylerin yaşam becerilerinin geliştirilmesi demektedir. Bu yaşam becerileri “kendini tanıma, öz güven, olumlu düşünme, zorluklarla baş edebilme, problem çözme, duygularını tanıma, empati (duygudaşlık), kendini kontrol edebilme, duygularını ifade edebilme, yaratıcı düşünme, zamanını yönetebilme, etkili iletişim, çatışma yönetimi, kişilik sahibi olma, planlı ve etkili öğrenme” gibi başlıklardır.
1. YARATICI DÜŞÜNME
Yaratıcı düşünme; bireylerin yeni ve özgün bilgiler ya da ürünler üretmesi, olaylara farklı bakış açılarıyla bakabilmesi, bunları yaparken de fikirleri ya da ürünleri değiştirmesi, birleştirmesi, farklı amaçlarla ve farklı ortamlarda kullanabilmesi demektir.
Buradan hareketle yaratıcılık ise yeni ve özgün bir ürün ortaya koyabilme, yeni çözüm yolları bulabilme, senteze ulaşabilmedir, denebilir.
Yaratıcı düşünme; meraklı olmayı, risk alabilmeyi, hayal kurabilmeyi, işe yoğunlaşmayı, yeniliklere düşkün olmayı, karmaşık şeyleri sevmeyi gerektirir.
Öğrencilerde yaratıcı düşünme becerisinin geliştirilmesi için yapılması gerekenler:
-Başarı, desteklenmeli
-Bireysel farklar dikkate alınmalı
-Beyin fırtınası, drama, altı şapkalı düşünme, örnek olay gibi yöntem-teknikler kullanılmalı
-Derslerde demokratik bir ortam sağlanmalı
-Öğrencilere karşı sabırlı olunmalı
-Olumlu model olunmalı
Yaratıcı düşünme sürecinin aşamaları:
-Hazırlık dönemi
-Kuluçka dönemi
-Aydınlanma dönemi
-Değerlendirme dönemi
Yaratıcılığı etkileyen etkenler:
-Zekâ
-Yetenekler
-Benlik algısı
-Başa çıkma davranışları
-Güdülenme düzeyi
Yaratıcılığı engelleyen etkenler:
-Duygusal etkenler: Başarısız olma, ayıplanma korkusu; utangaçlık; öz güven eksikliği vs. bu başlıkta değerlendirilebilir.
-Kültürel engeller: Yeniliklere meraklı olmanın, risk almayı sevmenin, kimi işleri yaparken farklı yollar denemenin vakit kaybı ya da gereksiz olarak düşünüldüğü toplumlarda yaratıcı düşünmenin gelişmesi engellenir.
-Algısal engeller: Problemin farkına varamama, gözlem yetersizliği, ilişkileri görememe vs.dir.
-İşleve takılma: Nesneleri sadece bir işlev için kullanmak, nesnelerin başka işlere de yarayabileceğini düşünememektir. Kullandığı mikserin bir vidasının gevşediğini fark eden bir ev hanımının tornavida yerine meyve bıçağıyla bu vidayı sıkması, onun işleve takılmadığını gösterir. Bu örnekte ev hanımı “meyve bıçağı sadece meyve soymak ya da doğramak içindir” demeyip meyve bıçağını tornavida olarak kullanmıştır.
Öğrenilmiş engeller: Eşyaları belli tarzlarda kullanmaya alışma, fobiler veya tabular gibi engellerdir.
Yüklü program engelleri: Bir öğretim programının belli bir sürede tamamlanma zorunluluğu ya da konuların üst üste yığılması yaratıcılığı engeller.
Bunların yanı sıra kendine güvensizlik, mükemmeliyetçilik, sürekli uyum davranışları gösterme, sabırsızlık, hata yapma korkusu, eleştirilme korkusu, konsantre olamama, yeni fikirlere direnç gösterme ve savunma mekanizmalarını sık kullanma gibi bireysel özellikler de yaratıcılığı engeller.
2. YANSITICI DÜŞÜNME
Yansıtıcı düşünmeyi Dewey “herhangi bir konunun aktif, sürekli ve dikkatli bir biçimde düşünülmesi” olarak tanımlamıştır. Bireyin kendi bilişsel öğrenme süreçleri, öğrenme konusundaki yeterlilik ve yetersizlikleri üzerine düşünmesi, bunların farkına varması yansıtıcı düşünme kapsamındadır.
Bir alandaki öğrenmelerin başka bir alana aktarılması, -ister kendisinin ister başkasının olsun- kişinin deneyimlerden ders çıkarabilmesi yansıtıcı düşünmeyle ilgilidir.
Yansıtıcı düşünebilen öğretmenin özellikleri:
-Eleştiriye, değişime açıktır.
-Fikirlerinde ısrarcı değildir.
-Görüşlerini kanıtlar ileri sürerek ifade eder.
-Yaptığı seçimlerin sorumluluğunu alır.
3. ELEŞTİREL DÜŞÜNME
Eleştirel düşünme; çeşitli ölçütlere bağlı kalarak düşünme, düşündüklerini analiz etme, düşüncelerinin sorumluluğunun farkında olma, başkalarına ait düşünceleri kabul ya da reddetmeden önce tüm yönleriyle değerlendirme, toptan kabul ya da ret yerine kısmen kabul ya da kısmen reddetme olarak tanımlanabilir.
Eleştirel düşünebilen bir kişi karşılaştığı olay ya da durumları doğruluğu, geçerliliği, güvenilirliği gibi açılardan titiz bir biçimde inceleyebilen, değerlendirebilen, yorumlayabilen kişidir.
Eleştirel düşünme aktif, bağımsız, yeni fikirlere açık ve kanıtlara önem vererek düşünmek demektir. Herhangi bir düşünme etkinliği gibi rastgele değil amaçlı, planlı, kontrollü ve organizedir.
4. METABİLİŞ (ÜSTBİLİŞ, METACOGNİTİON)
Metabiliş, kişinin kendi düşünce ve görüşlerinin farkında olması demektir. Metabilişsel düşünebilen birey, kendi bilişsel süreçlerinin nasıl işlediğinin fakında olan, bu süreçleri kontrol edebilen, daha nitelikli öğrenmeler gerçekleştirmek için bu süreçleri düzenleyebilen, kendisine bu konuda rehberlik edebilen bireydir.
Metabiliş, bireyin iç dilidir, bireyin kendi düşündükleri hakkındaki düşünceleridir. Aynı zamanda, bireyin kendi biliş sistemine ait bilgisidir.
KPSS’ye hazırlanan bir bireyin “Ben program geliştirme dersini en iyi şekilde nasıl çalışırsam öğrenirim?” sorusuna verdiği cevap ve öğrencinin bu anlamdaki farkındalığı metabilişsel düşünmeyle ilgilidir.


1 yorum
“ÖYT-YAKLAŞIMLAR,MODELLER,KURAMLAR”
Avatar
yasin

Teşekkürler çok işime yaradı :)




Gerekli



Gerekli - Görünmeyecektir.


Yorum:

ANLATIM
Öğretmen merkezli bir yöntemdir, konuşmaya dayalıdır. Özellikle sunuş stratejisinde çok sık kullanılır.
Anlatım yönteminin kullanıldığı yerler:
-Öğrencilerin ilgisinin derse çekilmesinde
-Öğrencilerin güdülenmesinde
-Dersin giriş bölümünde
-Konuların ana hatlarının ve temel noktalarının sunulmasında
-Dersin özetlenmesinde
-Bilgi düzeyinde hedeflerin öğrencilere kazandırılmasında
Anlatım yöntemin yararları:
-Aynı anda çok sayıda öğrenciye bilgi aktarılabilir.
-Soyut ve zor konuların öğretiminde etkilidir.
-Konuların çok, zamanın az olduğu durumlarda en kullanışlı yöntemdir.
-Harcanan zaman, para [...]

Önceki

ÖĞRETİM İLKELERİ
Öğretim ilkeleri eğitim-öğretim etkinliklerinin verimini artırmaya, hedeflere ulaşmayı kolaylaştırmaya yardımcı olur.
Öğretim ilkeleri; öğretme-öğrenme sürecinde programların tasarlanmasına ve geliştirilmesine, ders kitaplarının hazırlanmasına, konuların seçilmesine, dersin işlenmesi ve değerlendirilmesine rehberlik eder ve ışık tutar.
1. Öğrenciye (Çocuğa) Görelik İlkesi: Öğrenciler yetenek, ilgi, zekâ düzeyi, fizyolojik ve ruhsal özellikler ve ihtiyaçlar bakımından birbirinden farklıdır. Tüm bu sebepler, programların bu [...]

Sonraki

Bağlantılar